KobiYZ - 08

James Bond gibi mi? Evet.

🤖Agent nedir, ne değildir?

Son dönemde muhtemelen çok duyduğunuz bir kelime var: Agent.

Türkçesi ajan, evet. Türkçede bu sözcüğün bu alanda kullanımıyla yeni tanışanlar için, ısınması zor. Ajan dediğimiz, James Bond gibi bir şey mi?

Hem evet hem hayır.

Agent nedir, ne değildir, ne işe yarar?

Bu hafta basitçe bunu konuşacağız.


Los Angeles'tan bir lokanta

Los Angeles'ın Kore Mahallesi'nde, MUN isimli bir Kore et lokantası varmış.

Sahibi Jongpil Kim'in derdi, her lokantada olan dert. Sürekli çalan telefon.

Sadece telefona bakması için birini işe almak, fazla. Gereksiz. Ama telefon da sürekli çalıyor ve birinin bakması gerekiyor.

Kim bakacak? Ya kasadaki ya garson ya patron.

Böyle olunca da bu insanların ya diğer işleri bölünüyor ya da telefon geç açılıyor, zır zır çalıyor.

Patron bir süre önce, telefon hattına yapay zeka tabanlı bir sistem kurmuş. Sistem telefonu açıyor, müşteriyle konuşuyor, soruları cevaplıyor, rezervasyonu alıyor.

Patron Jongpil şöyle diyor:

"Garsonların müşterilere odaklanmasını sağlıyor. Her lokantacının almak isteyeceği bir şey."

İşte patronun kurduğu bu sistem, bir çeşit agent, ajan.

Kaynak: Yelp Resmi Blog, Ekim 2025


ChatGPT ile agent farkı

Mesela ChatGPT'yi düşünün. Bir şey sorarsınız, cevap verir. Tekrar sorarsınız, tekrar cevap verir. Sabaha kadar sorsanız sabaha kadar cevap verir.

Agent şöyle farklı. Agent'a, bir hedef veriyorsunuz. O da hedefe ulaşmak için, kaç adım gerekiyorsa, o kadar adımı kendi başına yapıyor.

Ajan James Bond'a anlam açısından bu yönüyle benziyor. Kraliçe'nin hizmetkârı Bond'a, bir kötü adamı yok etmesi hedefi verilir. O da o hedefe ulaşmak yapılması gerekenleri yapar, hedefe ulaşır. Ajanın kavramsal karşılığı bu.

Ya da, birini aramakla asistan kullanmak arasındaki fark gibi.

Mehmet beyle bir randevu ayarlamak istiyorsunuz diyelim.

Telefonu açıp Mehmet beyi ararsanız, nasılsın iyi misin, konuşacağınızı konuşursunuz, gün saat randevu tarihi belirler, kapatırsınız.

Asistanınız varsa, telefonu siz açmazsınız. Asistanınıza, "Mehmet Bey'le pazartesi randevu ayarla" dersiniz. Asistan kalkar, takviminize bakar, Mehmet Bey'i arar, müsait saatini öğrenir, ikinizin de boş anını bulur, randevuyu koyar, ikinize onay e-postası gönderir. Bir hedef için aradaki on adımı kendi başına yapar. Bond gibi.

İşte agent bu. Yapay zekayla çalışan otomatik bir James Bond.

Korelinin lokantasında agent'ın hedefi tek cümle: "Telefonu aç, gerekirse sorulara cevap ver, rezervasyon al, takvime kaydet."

Sonra onlarca diğer adımı kendi başına hallediyor: O tarihte yer var mı diye bakar, diyet alerji uyarısı var mı diye sorar, saat söyler, ad soyad telefon alır, takvime yazar, müşteriye onay e-postası atar, kapatır.

Ve tabii hataya da açık. Mesela, 10 adımlık bir işin 2. adımında yanlış bir varsayımda bulunursa, kalan 8 adımda o hatayı büyüterek devam edebilir.


Agent şu durumlarda işe yarar

Tekrar eden bir süreç varsa: Lokantanın telefonundaki gibi, aynı tip sorular, aynı tip işlemler sürekli art arda geliyorsa agent işe yarar. Her ay aynı klasördeki faturaları muhasebeye göndermek, mesela.

Tek hedefe giden çok adımlı işlerde. Tek sabit bir cevap değil de, bir dizi adımın peş peşe geldiği işler. Müşteri sorusunu cevapla, ürün öner, randevu al, bilgileri sisteme yaz.

İnsanların zamanını yutan rutin işlerde. Garsonun yapmasına gerek olmayan, ama bir şekilde garsonun başına kalan, restorandaki rutin iş gibi.


Agent şu durumlarda işe yaramaz

Duygu gerektiriyorsa işe yaramaz: Agent (şimdilik) kızgın müşteriyi sakinleştiremez. Gerilimli görüşmeler, gönül almalar... Bunlar hâlâ insan işi.

Yaratıcı çözüm bulamaz: Daha önce yapılmamış bir şey yapamaz, daha önce çıkmamış bir sorunu göremez. Agent kalıplara göre çalışır. Yeni kalıbı sizin üretmeniz gerekir.

Ölüm kalım meselesiyse agent'a emanet edilmez: Yanlış bir adım büyük zarar veriyorsa, işi agent'a bırakmazsınız. İnsan kontrolü ister. Banka havalesi, büyük bir siparişi onaylama...

Yani daha o kadar da James Bond değil. Şimdilik, şuradan 2 çay kap gel diyebileceğiniz çırak gibi.


Başka bir örnek

Bir mobilya fabrikası düşünelim. Her gün onlarca sipariş geliyor.

Her sipariş için aynı işler tekrarlanır: Hangi modeller var, hangi kumaş, hangi renk, stokta mı, yoksa üretilecek mi, üretim ne kadar sürer, hangi tedarikçiden ne lazım, malzeme yeterli mi, eksikse ne zaman gelir, müşteriye teslim tarihi ne verilir...

Bunu şu an birileri çoğunlukla kendi tecrübesiyle yapıyor. Telefon, Excel, WhatsApp, depo kontrolü, hesap kitap, müşteriye dönüş.

Bu sürece bir agent kurulur mu? Teoride kurulur.

Sipariş bir yere düşer, e-posta, form, WhatsApp, neyse...

Agent siparişi alır, stoğu kontrol eder, ne var ne yok bakar, eksik malzemeleri tedarikçilere sorar. (Tedarikçi sistemi de bağlıysa, ne güzel, otomatik. Değilse, mesaj atıp cevap bekler). Üretim takvimine bakar, hangi tezgah ne zaman boş hesaplar. Bir tarih çıkarır. Müşteriye döner: "Siparişinizi aldık, tahmini teslim tarihiniz şu."

Sizin yapacağınız iş, agent'ın hesapladığı tarihi onaylamak veya elle değiştirmek olur.

Ama müşteri kim, ne fiyat çekelim, çeki döndü mü, tedarikçi kazık atar mı... Agent bunları bilmez. Onun hedefi net: "Yeni sipariş geldiğinde teslim tarihi öner." Sonraki onlarca adımı kendi başına götürür, hedefe ulaşır.

Analiz

Agent'lar çok daha basit ve ucuz hale gelecek. Hepimiz kullanacağız.

Bugün temelde bilmemiz gereken tek şey şu: Bir hedef veriyorsunuz. O hedefe ulaşmak için kaç adım gerekiyorsa, o kadar adımı yapay zeka kendi başına yapıyor.

Peki bu ne kadar gerçekçi, ne kadar teknoloji modası?

Biraz ondan, biraz bundan.

2-3 yıl önce çok pahalıya yapılabilen şeyler, bugün çok daha yapılabilir hale geldi. Pazartesi sabahı tedarikçiye sipariş çeken sistem mümkün, hayal değil, aşırı pahalı da değil. Müşteri sorularını cevaplayan sistem mümkün. Lokantanın telefonunu açan sistem mümkün.

Teknoloji modası olan kısmı şu ki, her şey agent ile çözülmez. İşlerin çok büyük bir kısmı hâlâ insan kararı ister, sezgi ister. O kadar da değil.

Bu yüzden doğru soru "agent kurmalı mıyız" değil. Doğru soru şu:

İşimde hangi süreç aşırı rutin tekrar ediyor, hangisi adım adım gidiyor?

Buna net cevabınız varsa, artık Bond gerisini halledebiliyor.


Not: Bu sayı KobiYZ'in 8. sayısı oldu. KobiYZ sizce nasıl gidiyor, görüşlerinizi merak ediyorum. Aşağıdaki 👍 ve 👎 butonlarını kullanarak ya da direkt bu maili yanıtlayarak olumlu ya da olumsuz görüşlerinizi iletebilirsiniz. Engin.


Bu bülteni okuması gerektiğini düşündüğünüz biri varsa, ona da gönderin. Yorum ve öneriler için direkt bu e-postayı da yanıtlayabilirsiniz.

Read more